1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>
Hata
  • Can't create file /var/www/vhosts/cananaksoy.com/httpdocs/images/stories/thumbnails/images-stories-fft16_mf795712-302x268.jpg. Change the permissions for folder /var/www/vhosts/cananaksoy.com/httpdocs/images/stories/thumbnails to 777.

İŞYERİNDE BESLENME

       Her hafta asgari 45 saati çalışarak geçiriyoruz. Yolda  geçirdiğimiz süreleri, molaları hesapladığınızda, zamanımızın yaklaşık 3’te 1’i işyerinde harcıyoruz. Sabah kahvaltısı ve akşam yemekleri haricinde (-ki çoğunuz günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı ya geçiştiriyor ya da işyerinde atıştırıyoruz) işyerinde beslenmek zorundayız.

       Belki herkesin evinin yakınında çalıştığı o eski günlerde gün ortası öğün için eve dönmek kolaydı. Ancak bugün hepimiz işverenimizin anlaştığı yemek şirketinin öğününe ya da belirli bir harcama limiti içinde çevredeki lokantalara mahkumuz. Hal böyle olunca sağlıklı beslenme seçenekleri bulmak kolay olmuyor.

       Bu durumdan kurtulmanın yolu elbette ümitsizliğe kapılmak değil. Soruna çözüm aramak için öncelikle temel gereksinimleri belirlemek gerekiyor. Gün boyu ofis ortamında  oturarak çalışan ve spor yapma şansı bulamayan bireylerin enerji ihtiyacı kadınlar için 1600-2000, erkekler için 1800-2200 kalori olarak hesaplanıyor. Bu rakamların sizin için anlamlı olmayabilir. Bir de tükettiklerinize bakalım. İrice bir hamburger-patates-kola menüsünün 980 kaloridir. Bir kuru fasülye – pilav – ayran – tatlı menüsü yediğinizde ise 650 kalori alırsınız. İki şekerli bir bardak çay içtiğinizde ise 35 kalori. Bu listeyi sayfalarca uzatmak mümkün. Zaten her şeyin kalorisini hesaplayarak yaşamaya çalışmak her insan için yemeği kabusa dönüştürür.

Bu nedenle şimdi sizle yapmanız ve yapmamanız gerekenleri sıralayacağım.

  1. Mutlaka Kahvaltı Edin: İnsan metabolizması zor durumlarda kendini korumaya almak üzere tasarlanmıştır. Tıpkı sıcakta terlemenin artması, soğukta damarların derinin deri yakınına gelmesi gibi, aç kaldığında beyin tüm organlara vücuda giren kaloriyi daha idareli kullanmasını, hatta bu durumun ne kadar süreceği bilinmediğinden bir kısmının depolanmasını bildirir. Bu nedenle uzun süren açlık durumunda siz hissetmeseniz dahi vücudunuz farklı çalışır. Akşam yemeğinden gün ortasına kadar 15-16 saatlik bir sürecin sadece tek öğünle geçirilmesi metabolizmanın kendisini yavaşlatmasına neden olur. Tek bir simitle yapılan bir kahvaltı bile bu duruma engel olacaktır. En iyisi evde yapılan sağlam bir kahvaltıdır. Ama buna şansınız yoksa ve kahvaltıyı daima ofiste yapmak zorunda kalıyorsanız, açma, poğaça gibi yağ içeriği fazla, posa içeriği az yiyecekler yerine, tam buğday ekmeğinin içine peynir ve yeşilliklerle yapılan bir sandviç ya da simit-beyaz peynir ile yapacağınız bir kahvaltı güne iyi bir başlangıç olacaktır.
  2. Ara Öğünler Yapın: Kahvaltı ile metabolizmanız çalışmaya başladı. Zaman ilerledikçe kan şekeriniz düşmeye başlayacaktır. 2-3 saat sonra açlığınızı hissetmeye başlayacak, konsantrasyonunuz düşecektir. İşte o anda ara öğün yapmalısınız. Öğün dediysek oturup yemek yemeniz ya da çikolatalı barlardan atıştırmanız gerekmiyor elbet. 5-6 fındık ile iki kuru kayısı ya da iki-üç kepekli kepekli galeta ya da bir elma hem açlığınızı yemeğe kadar bastıracak, hem de kan şekerinizi düzenleyecektir. Böylelikle yemeğe iyice acıkmış olarak oturmadığınız için daha sakin seçimler de yapabilirsiniz. Yemeklerin arasında yapacağınız bu ara öğünleri, farklı seçeneklerle renklendirerek, mutlaka alışkanlık haline getirmelisiniz.,
  3. Yemek Seçin ama Yiyecek Seçmeyin: Genellikle iş yerlerinin anlaşmalı yemek şirketleri ortalama beğenilere uygun ve makul maliyetli menüler üretir. Bu nedenle nohut, kurufasulye gibi baklagiller ve mevsimlik sebze yemekleri sıkça servis edilir. Annemizin pişirdiklerinden farklı olsa da bu yemekler pişirme koşulları ve servis süreleri göz ardı edilirse “sağlıklı” ana yemeklerdir. Çorba menünün olmazsa olmazıdır ve makul yağlı bir porsiyon çorba 60-70 kaloridir. Çorbanın yanında ekmek tüketmemek bazılarınıza iyi bir çözüm gibi gelebilir. Ancak karbonhidrat da vücudun en önemli gereksinimlerinden biridir. Gerçekte her öğün tam buğday ekmeği tüketmek sindirim sisteminizin ihtiyaç duyduğu posayı sağlarken, zengin vitamin mineral içeriği ile metabolizmanıza destek olur. Tam  buğday ekmeği yemek şirketinin servisinde bulunmuyorsa, çekmecenize bir paket koymanızda ve her öğlen tüketmenizde büyük yarar var. Tatlıya gelince, kan şekerini hızla yükseltip, hızla düşüren şıralı tatlılardan uzak durmanız ve daha çok meyveye ağırlık vermenizi öneriyorum.
  4. Çay – Kahve’de şekerden uzak durun: Gün boyu bilgisayarda çalışırken ya da telefonla konuşurken ne kadar çok çay-kahve tükettiğinizin farkında mısınız? Kafeinin etkisi başlı başına ayrı bir yazı konusu.  Eğer çayı-kahveyi şekerli içmeyi seviyorsanız, siz farkında bile olmadan vücudunuza fazladan enerji katan bu alışkanlığınızdan vazgeçmelisiniz.
  5. Egzersiz yapın: En son hangi öğle tatilinde şirketinizin yakınındaki bir parka ya da alışveriş merkezine yürüdünüz? Vücudunuza hareket etmek için olanak verin. Bunu bir alışkanlık haline getirdiğinizde kendinizle gurur duyacaksınız.

Sağlıklı beslenin, zinde kalın, mutlu yaşayın.

Dyt.Canan AKSOY