1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

RAMAZAN AYI VE GEBELİK
 
     Gebelik dönemi annenin enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyaçlarının arttığı çok özel bir dönemdir. Bu dönemde sağlıklı ve dengeli beslenmek hem annenin hem de gelişmekte olan fetüsün sağlığı ve gelecek için iyi yapıtaşları oluşturması açısından çok önemlidir. Hamilelik döneminde en önemli nokta annenin yediklerinin kalitesini artırarak, fetüsün büyüme ve gelişmesini desteklemektir.
           
      Ramazan ayı da on bir ayın sultanı olarak nitelendirdiğimiz Müslüman alemi için çok özel ve önemli bir ay. Gebeliği ramazana denk gelmiş bir anne adayıysanız, bu yazıda gebelik ve oruç arasındaki yapılan genel çalışmaları ve benim önerilerimi bulacaksınız.
           
        Gebelik ve Ramazan ile ilgili yapılmış çok fazla çalışma literatüre geçmemiştir. Olan çalışmalar genellikle küçük denek grupları üzerinde yapılmıştır. Bu yazının objektif olması açısından ben hem literatür bilgisi vereceğim hem de ben olsam nasıl bir yol izlerdim bunu paylaşacağım.
           
        Geçireceğimiz bu sene ki ramazan son yılların en uzun oruçlu kalınacağı süreolacak. Sıcak ve uzun bir oruç dönemi olacağı için sıvı dengesi çok önemli. Gebelikle artan sıvı hacmini karşılayabilmek, ter ve idrarla kaybedilen sıvının yerine konması ve besin öğelerinin bebeğe aktarılması için bol sıvı tüketmek gerekir.2007 yılında Başkent Üniversitesinde yapılan araştırmada gebelik sırasında oruç tutanların oruç tutmayanlara kıyasla idrar yoğunluğuna karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. 2006 Yılında Gaziantep Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümü tarafında yapılan araştırmadaysa idrar yoğunluğunun oruç tutan gebe kadınlarda arttığı görülmüştür. İdrar yoğunluğunun artması, vücudun gerekli sıvıyı almadığı, böbreğe zarar gelebileceği ve yüksek tansiyonun ortaya çıkabileceği bir durum doğurabilir. Bu çalışmaların ikisinde de gebelerin sıvı alımları ( oruç tutan ve tutmayan grupta) birbirine çok yakındır. Bu durum da gösterir ki, günlük sıvı ihtiyacının tamamlanması yanında bu sıvının ne sıklıkta tüketildiği de önem taşımaktadır.  Günlük sıvı ihtiyacınızı karşılamak kaydıyla ve mutlaka hekiminize danışarak oruç tutup tutmayacağınıza karar vermenizi öneririm.
           
         Gebelik döneminde artan enerji, protein ve karbonhidrat ihtiyacı açısından literatüre baktığımızda sonuçlar bu sefer birbirine benzerlik göstermektedir. Gebeliğin ikinci üç aylık döneminde alınan kilonun özellikle bebeğin doğum ağırlığına direkt katkısı olduğuna pek çok kaynakta rastlıyoruz. Oruç tutmanın bilinenin aksine enerji alımını azalttığını değil artırdığını da biliyoruz. Başkent Üniversitesi kadın hastalıkları ve Doğum ana bilim dalının yaptığı araştırmada oruç tutan ve tutmayan gebelerin ağırlık artışlarında bir farklılık bulunamamıştır. Bu konuyla ilgili en yüksek sayıda deneğin katıldığı çalışma 1990 yılında Birmingham kentinde  13000 Asyalı Müslüman kadın üzerinde yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre gebeliğin hangi döneminde olursa olsun oruç tutmanın bebeğin doğum ağırlığını etkilemediği görülmüştür. Bu konuyla ilgili en mantıklı düşünce oruç tutan gebelerin metabolik durumlarının, oruç tutmayanların geçirdiği 8 saatlik uyku periyodunda geçirilen açlık durumundan farklı olmadığıdır. Bu sene oruç tutma süresinin de 8 saatin çok üzerinde olduğunu hatırlatmak isterim. Günlük enerji, protein ve karbonhidrat alımınızı ve dolayısıyla gerekli kilo alımınızı hem kendiniz hem de bebeğiniz için sağladığınız takdirde, oruç tutup tutmayacağınıza doktorunuzla ortak karar verin.
           
         İki çalışmadan daha bahsetmek istiyorum. İlki  2006 yılında Gaziantep üniversitesi kadın hastalıkları ve doğum bölümünün 41 tane sağlıklı gebe üzerinde yaptığı ‘’Gebe Hastalarda Ramazan Demir eksikliğine neden olur mu?’’ konulu çalışma. Bu çalışma 20 haftanın üzerinde gebe olan kadınlara ramazan öncesi ve sonrası demir göstergelerine bakılarak yapılmıştır. Çalışma göstermiştir ki gebelikte yeterli demir replasmanı ( takviyesi ) yapıldığında demir ve ferritin eksikliğine rastlanmamıştır.
 
         İkinci çalışmaysa Başkent Üniversitesi Beslenme Diyetetik bölümünün ve Zekai tahir Burak hastanesinde yapılan ortak bir çalışmadır. 49 ar kişilik oruç tutan ve tutmayan gebelerin üzerinde yapılan bu çalışmanın sonuçlarındaysa, gebelerin ramazan döneminde A ve C vitamini hariç diğer vitaminlerini her iki grupta da eksik alındığı saptanmıştır. Oruç tutan grubunun tutmayanlara kıyasla enerji ve protein alımında bir eksiklik tespit edilmemiştir. Bu çalışmanın neticesinde de oruç tutmanın gebelik üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır.
           
         Tüm bu çalışmaların çok küçük gruplarda yapıldığı unutulmaması gereken önemli bir gerçektir. Ramazanın her sene zamanı değiştiği için, oruç tutulma saatlerinin uzayıp kısalabileceğini bu çalışmalar yapılırken ki ortalama oruç süresinin yazılmadığını da belirtmek isterim. Yine bu çalışmaların hepsi sağlıklı ve kendi isteğiyle oruç tutan gebelerin üzerinde yapılmıştır. Eğer aşağıda belirttiğim sorunlardan birine sahipseniz;

-          Gebelik öncesinde veya gebelik sırasında diabet hastasıysanız,
-           Preeklemsi,
-           Hipertansiyon,
-          Organ nakli geçirmiş,
-           Mineral veya vitamin eksikleriniz varsa,
-          Diyaliz veya böbrek hastalığınız varsa,
-          Gebelik sırasında bulantı veya kusmalarınız varsa,
-          Gebeliğinizin gerektirdiği kiloyu almamışsanız,
-           Bebek beklenen ayın altında kiloya sahipse,
-          Daha önceden riskli gebelik geçirdiyseniz,
-          Açlığa duyarlılığınız yüksekse,
-          Doktorunuz izin vermediyse

            Bu çalışmalar sizin için örnek teşkil etmemelidir. Yani bu saydığım olgulardan birine sahipseniz oruç tutmanızı tavsiye etmiyorum. Bunun dışında kalıyorsanız mutlaka doktorunuzla konu hakkında konuşup kararınızı ona göre belirlemeniz en doğrusu olacaktır.
 
           Yine tüm bu çalışmaların ortak uzlaştıkları başka değerler, bu çalışma gruplarının çok küçük olduğu için yeterli objektiviteye sahip verilerin elde edilemeyeceği. Anne ve bebekle ilgili gelişmelerin tam olarak takip edilemeyeceği. Örneğin bebeğin zeka gelişiminin ne kadar etkilendiğiyle ilgili veri elde edilemiyor veya doğum sonrası annelerde vitamin veya anemilerin gelişip gelişmediğini bilemiyoruz.
 
           Tüm bu veriler söz konusuyken, her birey kendine özgü olduğu için durumun bireyin kendi şartları içinde değerlendirilip genel kararının genel durum ve doktor gözetimi altında verilmesi en uygunu olacaktır.
 
Sağlıklı günler dileklerimle
Dyt.Canan AKSOY